26/06/2010 - Türkiye İstatistik Kurumu’nun Adrese Dayalı
Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, 15-24 yaş gençlerin yüzde 25.3’ünün
herhangi bir işi bulunmuyor. Gençlerin yaklaşık üçte biri okula devam ederken,
üçte biri çalışıyor, geri kalan nüfus ise ne okula devam ediyor ne de iş
yaşamına katılıyor.
Uzmanlar, eğitim imkanından yararlanamayan ya da çalışma
yaşamına katılamayan gençlerin yaşam kalitesinin düştüğünü, sosyal, fiziksel ve
ruhsal sağlığının da olumsuz etkilendiği uyarısında bulundu.
Nüfusbilim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hilal
Özcebe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, genç nüfusun ülkelerin gelişmişlik
düzeyinde önemli bir faktör olduğunu, sağlıklı toplum yapısının kurulabilmesi
için genç nesillerin eğitimli ve iş sahalarının geniş olması gerektiğini
söyledi.
Eğitimli ve iş yaşamında aktif rol alan gençlerin refah
düzeyi yüksek bir ülkenin göstergesi olduğuna işaret eden Özcebe, işsiz, eğitim
imkanlarından yararlanamayan genç nüfusun ise sağlıksız toplum yapısının
oluşmasına neden olacağını ve bu gençlerin alkol, madde bağımlılığı, sigara
kullanımı, çeteleşme, hırsızlık, dolandırıcılık ve depresyon başta olmak üzere
çeşitli sorunlarla karşılaşma riski altında olduklarını kaydetti.
Türkiye İstatistik Kurumu 2009 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt
Sistemi verilerine göre, 15-24 yaş grubu nüfusunun yaklaşık 12,5 milyon
olduğunu belirten Özcebe, bunun toplam nüfusun yüzde 17,2’si olduğunu bildirdi.
Türkiye’de 4,2 milyon gencin, ortaöğrenim kurumlarına, 3
milyon gencin ise üniversitelere devam ettiğini anlatan Özcebe, "Bir başka
ifade ile 2008-2009 yılları için ortaöğretimde net okullaşma oranı yüzde 65,
yükseköğretimde net okullaşma oranı da yüzde 28 civarındadır" dedi.
Özcebe, 2009 yılı verilerine göre 15-24 yaş arasındaki her
dört gençten birinin (yüzde 25.3) işsiz olduğuna dikkati çekerek, gençlerin iş
gücüne katılma oranının ise yüzde 39 düzeyinde olduğunu bildirdi. Türkiye’de
gençlerin yaklaşık üçte birinin okula devam ettiğini belirten Özcebe, gençlerin
üçte birinin çalıştığını, geri kalan nüfusun ise ne okula devam ettiğini ne de
iş yaşamına katıldığını ifade etti.
"TÜRKİYE’DE
GENÇLİK, SOSYAL OLARAK DEZAVANTAJLI KONUMDA"
Bu göstergelerin genel olarak Türkiye’de gençliğin
"sosyal olarak dezavantajlı konumda" olduğunu düşündürdüğünü ifade
eden Özcebe, şöyle devam etti:
"Oysa gençlik dönemi yaşamın en dinamik ve en verimli
dönemlerinden biridir. Gençlik döneminde öğrenme çok hızlı olmakta, çok kolay
beceri gelişmektedir. Bilgi ve becerisi gelişen gençler ise toplumsal olaylara
daha duyarlı olmaktadır. Gençlerin her zaman bir önceki nesilden daha fazla öğrenmesi
ve gelişmesi ülkenin kalkınma hızını artıracaktır. Eğitim kurumlarında
yeterince yer alamayan ya da çalışma hayatına katılamayan gençlerin yanı sıra
hiçbir sosyal etkinliği olmayan gençliğin yaşam kalitesi düştüğü gibi sosyal,
fiziksel ve ruhsal sağlığı da olumsuz olarak etkilenmektedir.
Bugün gençler arasında sigara kullanımı ve alkollü içki
tüketimi artmakta, madde kullanımı yaygınlaşmakta, çeteleşme görülmektedir.
Gençlerde internet bağımlılığı artmakta, yazılı ve görsel medya tarafından
eğitilmekte ve yaşam tarzı belirlenmektedir. Sağlıklı bir nesil yerine beslenme
bozuklukları nedeniyle şişmanlık artmakta, spor yapmayan bir gençlik ortaya
çıkmaktadır. Gençler kendi kararlarını veremedikleri, stres ile başa
çıkamadıkları, iletişim becerilerini kullanamadıkları, ’hayır’ demeyi
bilmedikleri için kendilerini riskli davranışlardan koruyamamaktadırlar."
Nüfusbilim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Özcebe,
doğru ve bilinçli yetişmeleri için gençlere yönelik "sistematik bir hizmet
sunum modeli" sunmaya başlanması gerektiğinin altını çizerek, "Bu
hizmet, eğitim, sağlık ve sosyal hizmeti kapsayan bir bakış açısına sahip
olmalıdır. Gençlerimizin sağlıklı büyüme ve gelişmelerini tamamlayabilmeleri,
sosyal gelişimlerini sağlayabilmeleri için ivedilikle geniş bakış açılı bir
gençlik politikasının geliştirilmesi gerekmektedir" diye konuştu.
(AA) |