PricewaterhouseCoopers Global Finansal Hizmetler Sektörü Lideri Jeremy Scott Ortadoğu, Çin, Hindistan ve Doğu Avrupa gibi gelişmekte olan ülkelerde yatırım yapma ve büyüme stratejisine sahip olduklarını belirterek “Bu bölgelerde büyüme potansiyeli batıya oranla 2-3 kat daha fazla. Biz de kaynak ve yatırımlarımızı aralarında özellikle Rusya, Ukrayna ve Türkiye’nin de olduğu bu bölgelerde artıracağız. Tüm bu ülkeler bizim için gelecek vaat eden ülkeler” dedi.
Dünyanın önde gelen denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers’ın (PwC) Global Finansal Hizmetler Sektörü Lideri Jeremy Scott, DÜNYA’ya global türbülansın etkilerinin iyice hissedildiği şu günlerde iş yoğunluklarının özellikle risk ve mali kontrol alanlarında arttığını belirtti. Scott, dünya ekonomilerinin farklı bir süreçten geçtiğini anlatarak önümüzdeki 6-10 aylık dönemin pek çok ülke için zor geçeceğini söyledi. Scott, şöyle devam etti: “Orta vadede de işler yeniden rayına oturacaktır. Bir kez daha tüm dünya Ortadoğu, Hindistan, Asya özellikle de Çin gibi hızlı büyüyen ekonomilerin önemini bir kez daha anlamış oldu. Ekonomik güç dengesi, köklü gelişmiş ülkelerden, Ortadoğu Bölgesi ve Kazakistan, Rusya gibi petrol zengini ülkelere kayıyor. Bu petrole sahip ülkelerin sözü artık daha fazla çıkacak. Ekonomik güç dengelerinde bir değişim batıdan doğuya doğru bir güç kayımı olacak. Biz de PwC olarak aralarında Türkiye’nin de içinde yer aldığı Ortadoğu bölgesindeki yatırımlara odaklanmaya başladık. Genç nüfus, dinamik ekonomi bizim için önemli kriterlerdir.”
Küresel krizin çözüm anahtarının ABD yönetiminin elinde olduğunu ifade eden Scott, gelişmelerin tüm dünya ekonomilerini etkilemekle beraber en kötü senaryoların işlemeyeceğini düşünüyor. Ekonomik aktivitelerde yavaşlamanın kaçınılmaz olduğunu kaydeden Scott, bu kriz sonrasında batıdan doğuya güç kayması olmasını beklemekle beraber ABD’nin gücünü koruyacağına, buna karşılık İngiltere gibi bazı ülkelerin küresel ekonomik faaliyetler içinde ağırlıklarının azalacağını öngörüyor. ABD’nin dünya ekonomisindeki yerini ve gücünü koruyacağı yönündeki inancını bu ülkenin nüfusunu göçmen politikasının da yardımıyla genç tutabilmesine bağlayan Scott, enerji kaynaklarını elinde bulunduran ülkelerin ise ekonomik bilinç anlamında gideceği çok yol olduğunu aktardı. Krizin risk yönetiminin önemini bir kere daha ortaya koyduğunu belirten Scott, bu süreçten çıkarılan ikinci önemli dersin ise iç denetim mekanizmalarının işleyişi olduğunu söyledi. Scott, “Tek tek her kurum çalışanın krizlerin yönetiminde kritik öneme sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. Denetimin, iç denetim mekanizmasının, kişilerin denetiminin iyi çalışmaması, kağıt üstünde kalması, uygulamaya geçmemesi çok büyük kayıplara yol açabiliyor. Üçüncü ders ise, risklerin dağıltılması gerekliliğidir. Tek bir alana odaklanmış firmaların riskleri de büyüktür” diye konuştu.
Riskinizi azaltın, kiminle iş yaptığınızı iyi bilin
Jeremy Scott, bu dönemde işletmelerin çok dikkatli hareket etmesi gereği üzerinde dururken karar önderlerine ilk tavsiyesi, risk ve gelir/getiri dengesini kurmada muhafazakar olmaları. Yöneticilerin yüksek getiri elde etmek adına riskleri artırmaması gerektiğini vurgulayan Scott, “Bir başka önemli nokta da: kiminle iş yaptığınızı bilin. İş ortağınızı tanıyın, finansal modelleri tanıyın, iş ortaklarınızın risk profilini analiz edin, açıklarınızı yönetmeyi öğrenin. Yüksek risk modellerinden kaçının. Üçüncüsü ise tek bir alana coğrafyaya yoğunlaşmak yerine riskleri dağıtın” tavsiyesinde bulundu.
Türkiye’nin de bankalarınızın da geleceği parlak
Bugün uluslararası bankacılık sisteminde güvenin hala tam olarak tesis edilemediğini hatırlatan Scott, finans dünyasının büyük bir gerilim içerisinde olduğunu aktardı. Kısa vadede bu tablo kötüleşse bile uzun vadede sistemin yeniden güvenilirliğini kazanacağını ve büyümenin yeniden geleceğine inanan Scott, sistemde yeni karlı alanlar açılacağını ama buna karşılık ‘hedge fonlar’ gibi bazı alanlarda küçülme olabileceğini anlattı. “Türk Bankacılık sisteminin güçlü bir geleceği var çünkü Türkiye’nin geleceği parlak ve güçlü” diyen Scott, “Arada duraklamalar olsa da büyük bir potansiyel ve fırsatlar taşıyan bir ülke, Türkiye. Türkiye’de özel bankacılık çok gelişmiş. Aslında yabancı sermayenin Türk bankacılık sistemine girişinin bir nedeni de bu. Bu ortaklığın bir nedeni ‘know how’ ise bir diğer nedeni de ürünlerinden yararlanmaktır. Dünya artık küçük. Yeni bir ürün çıkardığınız anda bunun saatlerle dakikalarla yarışır hızda bir başka ülkede taklit edilmemesi mümkün değil. Rekabet alanı yepyeni bir ürün geliştirmekten ziyade onu müşterinizin hizmetine ne kadar hızle ve etkili biçimde sunmanızda yatacaktır. Bu nedenle ürünü çıkarmak kadar müşteriye hızla sunmanız da önemli” diye konuştu.
Sabuncu: Ekonominin küçüldüğü dönemlerde şirketlerin ihtiyacı artıyor
PwC Türkiye Ortağı Faruk Sabuncu ise dünyada yaşanan gelişmelerin Türk iş alemine durumu değerlendirme ve yeniden yapılanma ihtiyacını gözden geçirme gerekliliğini getireceğini belirterek ekonominin yavaşladığı dönemlerde fırsatları görerek daha hızlı büyümeler kaydettiklerini anlattı. Sabuncu, iş dünyasında yeni kaynak bulamama ve tahsilat tedirginliği olduğunu belirterek “Krizi fırsata dönüştürmek çok güzel ama bunun oranının çok düşük olacağını tahmin ediyorum. Hele kriz Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı AB’yi etkilerse o zaman bizim ihracat sektörlerimizde ciddi sıkıntılar yaşarız” dedi. Bilançolarda henüz bozulma olmadığını ve talepteki azalmaya bağlı olarak üretimin yavaşlaması halinde istihdam da azalma beklemek gerektiğini aktaran Sabuncu, türbülansın etkilerinin mutlaka Türkiye üzerinde de hissedileceği öngörüsünde bulundu. Sabuncu, Türkiye’de de iç talep ile ilgili göstergeleri yakından takip ettiklerini benzin kullanımının azalıp azalmamasının bile çok önemli bir gösterge olduğunu ifade ederek “KOBİ’lerdeki kredi geri dönüşleri, bireysel kredi ve kart batıklarında yükseliş olursa bu kriz bizi etkiledi derim” diye konuştu. (Dünya, 10 Kasım 2008 )
|